NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ “ÜLKEMİZİN DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

İMO ANA SAYFA   ŞUBE ANA SAYFA   ŞUBE İLETİŞİM   ARAMA   WEBMAIL   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

13 KASIM 2018, SALI   

29

“ÜLKEMİZİN DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ

    Yayına Giriş Tarihi: 24.10.2018 00:00   Güncellenme Zamanı: 24.10.2018 13:56:21  Yayınlayan Birim: VAN ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 24.10.2018 13:56:15

23 EKİM 2011 VAN DEPREMİ’NİN 7. YILDÖNÜMÜ

Basına ve Kamuoyuna 23 EKİM 2011 VAN DEPREMİ`NİN 7. YILDÖNÜMÜ "ÜLKEMİZİN DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ" Yedi yıl önce Ülke tarihinin büyük depremlerinden birisini Van`da yaşadık. Büyük bir bölümü 1.ve 2. derece deprem bölgesi olan Van`da, 23 Ekim 2011 tarihinde 7,2 büyüklüğünde ve 9 Kasım 2011 tarihinde 5,6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde 644 yurttaşımız hayatını kaybetmiş, 252 yurttaşımız ise yaralanmıştır. 23 Ekim tarihinde yaşanan, Van İli ve Erciş ilçesi ile çevresindeki köylerde ağır yıkıma ve can kayıplarına neden olan depremin üzerinden geçen yedi yıla rağmen ne Türkiye`nin deprem ülkesi olduğu gerçeği ne de iktidarın planlama anlayışı değişmiştir. Deprem ülkesi gerçeğinin gereği olan afete duyarlı sakınım planlaması yaklaşımını hayata geçirmek bir yana, ikiyüzlü yapılaşma anlayışı ısrarla sürdürülmektedir. İktidar, kar ve rant odaklı piyasa mekanizmasına teslim eden planlama ve imar anlayışını pekiştirerek uygulamaya devam etmektedir. Israrla sürdürülen bu plansız ve kendiliğinden kentleşme politikaları nedeniyle, ülkemizin farklı yerlerinde yaşanan her yeni deprem, acıları yeniden yaşatsa da, ikiyüzlü yapılaşma politikalarının yanlışlarını açıkça gösterse de, başta deprem olmak üzere doğal olayların afete dönüşmesi önlenememiştir. Bir yandan "tüm riskli yapıların yıkılarak yenilenmesi" çalışması depremlere karşı alınması gereken tek önlem gibi sunulurken, diğer yandan kaçak ve denetimsiz yapılaşmayı kolaylaştıran düzenlemelerin yasalaştırılması, kentlerin ve doğal alanların en gözde yerlerinde rant odaklı özel proje uygulamaları da devam etmektedir. Geçen bu yedi yıl içerisinde;  17.08.2011 tarihinde, 1999 depreminin 12. yıldönümünde Resmi Gazetede yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile plansız, ruhsatsız ve denetimsiz yapılaşmaya ilişkin kurallar ülke genelinde yaygınlaştırılmış,  Van Depreminden sonra 31.05.2012 tarihinde çıkarılan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve uygulama yönetmeliğiyle kentlerimiz kentsel dönüşüm adı altında rant merkezleri haline dönüşmüştür.  12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile, yaygın bir "imar affı" anlamına gelen, mahalleye dönüşen tüm köylerde mevcut tüm yapıların "ruhsatlı sayılması"na ilişkin düzenleme yapılmış,  14.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ile bütüncül planlamadan vazgeçilmiş, özel projeler plan yerine geçirilmiş, sosyal ve teknik altyapı standartlarının azaltılmasının yolu açılmış,  11.09.2014 tarihinde kabul edilen torba kanunla yapılan düzenleme ile milli park alanlarında yapılaşma imar planı ve ruhsat sürecinden muaf tutulmuştur.  06.06.2018 tarih ve 30443 sayılı İmar Affına (İmar Barışı) yönelik imara ve yapılaşmaya aykırı yapılaşan yapıların ruhsatlandırılması için yönetmelik yayımlanarak deprem riski altında olan kentlerdeki yapıların kontrolsüz bir şekilde ruhsatlandırılmasının önü açılmıştır.  Bakanlar kurulu karıyla afet riski altında bulunan Van Gölü kıyılarının Afet Kotu değiştirilip bilimsel bir veriye dayanmadan 1996 yılında da görüldüğü gibi Van VAN İL KOORDİNASYON KURULU 2 Gölünün su seviyesinin yükselmesin riskinin olmasına rağmen göl kıyısı ve çevresinde yaşayan yaklaşık 20.000 yurttaşımızın hayatı bu kararla tehlikeye atılmıştır. Bu düzenlemeler ile, iktidarın, plansız ve kendiliğinden kentleşmenin ülke politikası olarak benimsenmesi, afet yönetiminde hayati öneme sahip açık kamusal alanların dahi rant projelerine teslim edilerek yapılaşmaya açılması, "depreme karşı güvenli yapılaşma" iddiasıyla ortaya konulan riskli yapıların tespiti ve yenilenmesi yaklaşımının da aldatmacadan ibaret olduğu, kontrolsüz ve güvensiz yapılaşmaların adeta teşvik edilmesi diğer bir ifadeyle yurttaşlarımızın yaşamını hiçe sayması anlamına gelmektedir. Deprem sonrasında Van kentinde planlı gelişmeyi sağlamak ve afetin yıkıcı etkilerine karşı önlem amaçlı Bakanlık tarafından 15.000 ha alanda yapılan imar planları sonrasında geçen süre içerisinde kent genelinde parsel bazında imar planı tadilatlarının yapıldığı görülmektedir. Bu tadilatlarla emsal ve yoğunluk arttırılıp kişi başına düşen yeşil alan miktarı azaltılıp kentin yaşanılmaz hale getirilmesine neden olmaktadır. İmar Affı kanunu ile beraber Van Depreminden sonra orta hasarlı olup; güçlendirilme çalışması yapılmayan ve yıkım kararları verilen yapılar üzerindeki yıkım kararları bu kanunla kaldırılıp, yapıların risk mesuliyeti devlet eliyle vatandaşa bırakılarak riskli yapıların yasallaştırılıp kayıt altına alınmasının önü açılmıştır. Öte yandan 2013 yılında Bakanlık tarafından yapılan planda Deprem Anında Toplanma Merkezi olarak belirlenen ve imar planlarına park olarak planlanan alanların uygulamasının yapılmadığı Resmi Kurumların işgali altında olduğu açık olup olası bir afet durumunda kentte toplanma merkezinin olmadığı görülmektedir. Toplumsal ve yönetsel düzeyde tüm kaynakları zarar azaltma hedefine yönlendirecek, kişi ve kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak, mevzuat, kurumsal yapılanma, eğitim, sağlık v.b. alanlarında kısa, orta ve uzun dönem hedef ve ilkeleri denetim süreçleri ile birlikte ortaya koyan kapalı kapılar ardında bazı kurumlar tarafından hazırlanıp topluma dayatılan değil, üniversitelerin, kamu kurum ve kuruluşların, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşları ile siyasi partilerinde içinde yer aldığı geniş katılımlı bir grup tarafından oluşturulmuş bir ekip tarafından ‘Stratejik Afet Eylem Planı` hazırlanmalıdır. Hazırlanacak Stratejik Afet Eylem Planı`nda kurum, kuruluş, meslek örgütleri, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin rolleri ve yapacakları görevler ile bu kurumlar arasında eş güdümü sağlayacak kurumların görev ve sorumlukları belirlenmeli, bu plan TBMM`nin de onayı alınarak yasal bir zorunluluk haline dönüştürülmelidir. TMMOB olarak, imalat sanayinden vazgeçerek ekonomiyi ranta teslim eden anlayışın doğal sonucu olarak, yapılan çelişkili yasal düzenlemelerin, kentlerimizde ve köylerimizde gelecekte yaşanacak yıkımları engellemek bir yana, daha büyük yıkımlara neden olacağını görüyor ve ilgili tüm kesimleri, Van Depreminin yıl dönümünde bir kez daha uyarıyoruz; Daha öncede söyledik tekrar söylüyoruz; Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeler olmak üzere, plansız, ruhsatsız ve denetimsiz yapılaşmayı olanaklı kılan tüm yasal düzenlemeler ivedilikle değerlendirilmeli iyileştirilmeli veya iptal edilmeli; imar affıyla, kaçak ve ruhsatsız, güvensiz yapılaşmayı özendiren düzenlemelerden derhal vazgeçilmeli; orman alanları milli parklar dâhil ülkenin tamamında, yapı ve tesisleri imar planı ve ruhsat sürecinden muaf tutan düzenlemeler iptal edilmeli; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği tekrar ele alınarak bütüncül planlama yaklaşımının gerekliliklerine göre yeniden düzenlenmelidir. VAN İL KOORDİNASYON KURULU 3 Van ve Erciş kentlerimiz ile çevresindeki köylerde yaşanan yıkımın yedinci yıl dönümünde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anarken, yakınlarına da yeniden başsağlığı diliyoruz.


Okunma Sayısı: 10

Van Şube Kaynaklı Gündem »
Tüm Gündem »

Sayfayı Yazdır